1.Onu da alacağım bunu da diye açgözlülük yapıp 80 tane ders seçme bak böyle sıkışıyorsun sonra final dönemi. O hoca mutlaka o dersi açacak daha sonra bekle işte.
2.Nutella diye bir kelimenin varlığını aklından çıkar. Yok öyle bir şey unut. Zzzzzttt gitti:)
3.Daha çok ders çalış.
4.Daha daha çok kitap oku. Çok geride kaldın bak bir sürü yeni kitap var okumadığın.
5.Daha fazla spor yap da sağlıklı ol.
6.Az uyuyorsun iyi bir şey değil biraz daha fazla uyu.
7.Sabancı’ya Cengizhan sergisi açılmış kaçırma.
8.Rahmi Koç Müzesini hiç söylemiyorum zaten hala gitmedin git artık şu sergiye.
9.“Küçük Kıyamet” ve “İlk Aşk” izlenmeli.
10.“Jean D’arc’ın Öteki Ölümü”nü de hala izlemedin bri ara izlesen hiç fena olmaz.
11.Ara tatilde evde 1 ay kavun karpuz gibi yat diyet falan da yapma TV izle (sakın haa bu ibret maddesidir bunun tam tersi yapılacaktır!)
12.Öğrendiğin eğitim yaklaşımlarını küçük kuzenlerin üzerinde deneme. Yani dene de çok fazla deneme.
13.2007 senin yılın zaten İstiklal’deki falcı da öyle demişti o nedenle rahat ol.:)
Herkese şimdiden mutlu, huzurlu, sakin yıllar. İyi yıllar!
Çok soğuk bir hava ve deli gibi yağan kar. Kış sonunda geldi ama çok fena geldi:S
Cuma yağmasa olur mu? Ben cuma Edirne'ye gidiyorum da:)

Derslerin son haftası. Yılbaşında da bir hafta tatil var hemen arkasından finaller başlayacak. Geçen akşam arkadaşlarla bu dönemin bitişini kutladık. Aslında henüz bitmedi ama bize eğlence olsun işte. Etiler Mado’ya gittik ve ben kocamaaaann bir dondurma yedim. Üstelik hava çok soğuktu. Ama ben etkilenmem soğuktan ona güvenerek yedim zaten. 3. Sınıfın 1. Dönemi bitti. Kaldı 3 dönem yani 1,5 yıl. Of zaman ne çabuk geçiyor ya ama biz hazır değiliz ki daha mezuniyete falan. Okulda 4. Yılımız (hazırlıkla beraber) bize bıraksalar bir 4 yıl daha okuruz ya neyse. :)
Aslında bir yandan bitsin istiyoruz bir yandan da bitmesin. Ne garip bir durum ya bu
Biraz önce HTR (History of Turkey) sınavından çıktım. Milli duygularım kabarmış derecede tam 2,5 sayfa yazdım 1 saatte ama zaman yetmedi olsa daha çok eleştirirdim ben Abdülhamit’in politikalarını, çok partili döneme geçişi falan ya neyse finale saklıyorum kendimi.:)
Mesela Abdülhamit döneminde sürekli Ruslarla savaşmışız, İngilizlerden destek beklemişiz ama onlar da sağ gösterip sol vurmuşlar. Neyse kapatalım bu konuyu zira sınavdan daha yeni çıktım. :S
Acaba diyorum ki yakınlarda bir Pinhani konseri var mıdır? Varsa nerdedir? Gidilir mi? Teyzeme gidemedim uzun zamandır teyzem beni keser mi? Finallere çalışmak lazım mı? Portfolyoları teslim etmek için yazmaya ne zaman başlamalı? Bu tembellik benim üstümden gider mi? Yoksa benim şöyle uzuuunn uzun kavun karpuz gibi yatacağım bir tatile ihtiyacım mı var? Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerde miyim? "Lost"un başlamasına daha çok var 7 Şubat beklemekle gelir mi?
Buradaki resim "Türk usulü masaüstü" imiş:)
:)

Bu haftasonu acayip dinlendim. Önümüzdeki hafta hiç sınavım ya da ödevim olmamasının tadını çıkarttım.
Cuma akşamı sarsıcı bir fizik sınavından çıktıktan sonra (ki gelba kalıcam dersten) kendimizi bi arkadaşın evine attık ve öğrenci evine hiç de layık olmayan mis gibi bi yemek yedik. Bol bol dedikodu yaptık. Hayır kızlar zaten dedikodu yapar bu bilindik bi şey ama o akşam erkekler bizden daha çok dedikodu yaptılar ya:)
Cumartesi günü de önce Eminönü’ne gittim. Fermo’dan şeker hamuru aldım. Azimliyim yılbaşı pastasını ben yapıcam diye söz verdim bi kere. Sonra da oradan Kadıköy’e geçtim. Stada gittim Fenerium’a kardeşime hediye aldım, yılbaşı hediyesi. Eşek kadar oldu hala ablasından hediye istiyo. Neyse ondan sonra da uzun uzun yürüdüm Kadıköy’de. Ya ben çok seviyorum orayı nedense. Sonra da Mango’ya gideyim dedim. Ama o ne kalabalık öyle. Nefes almaya bile yer yoktu. Bi şey de beğenemedim zaten. Boşu boşuna dolaşmış oldum. Ama yine de Kadıköy güzeldi.
Yanımda bi arkadaş vardı. Hadi dedik şimdi vapura bin, in tekrar Beşiktaş’ta otobüse bin yapmayalım. Kadıköy’de otobüs bekledik, 125i. Gelmesi gereken saatten 40 dakika geç geldi. Biz de bir öncekini dakika farkıyla kaçırmış olduğumuz için yaklaşık 1,5 saat o soğukta beklemiş olduk. Tam otobüs geldi binicez, hani sıra olur ya biz de sırada ikinciydik arkadaşımlar, önümüzde de bi aile vardı, o ailedeki amca demez mi gençler nereye sıraya girin diye. Arkamız da kuyruk. “Amca bi önceki otobüsten beri bekliyoruz biz” dedik. Yaşı başı yerinde beyaz saçlı ak sakallı amcacığımız bize “Hadi canım hadi ordan” dedi. Biz de öyle bakakaldık. Neyse işte bu amca 2 dakika sonra yanımıza gelip “Doğru siz buradaydınız orada köşede bekliyordunuz” dedi. Sağol amca dedik içimizden. Yoksa tüm kuyruğu üstümüze salacaktı öne geçmişiz diye. Zaten o kadar üşümüz ki otobüste sızıp kalmışız. Kadıköy’de bindiğimiz hatırlıyorum. Sonra da köprüye giderken iett otobüsleri için ayrılmış yere girerken uyandığımı hatta burası ne kadar karanlık diyorum. Sonra bi uyandım Etiler’e gelmişiz. Arkadaşımın başının altına koyduğu çanta düşmüş de ondan uyanmışız poşetin gürültüsüne yoksa son durağa kadar gidermişiz Hisarüstü’ne:)
Böyle bir haftasonu işte. İlk defa günlük gibi kullanıyorum blogu. Hadi hayırlısı.
P.S.:Bu resmi şu anda adresini hatırlayamadığım bi blogdan buldum. Adını hatırlayamadığım için kendisine öüzrlerimi sunuyorum. Hatırlar hatırlamaz yazarım:)
Kısa kısa…
Akşam elemişiz rakibi 2-2 ohh bi üst tura da çıkmışız mis mis:)
Yarın fizik sınavım var ve ben hala fizikten nefret ediyorum iyi mi:)
Baba bana araba al yaa:)
Neyse ben şimdi kaçayım zira yarın sınav var:S

Ben çok severim Adile Naşit'li Münir Özkul'lu o sevecen, kalabalık aileli türk filmlerini. Şimdi yine güzel filmler yapılsa da ne bileyim eskisinin tadı farklı sanki.
Ben hatırlamıyorum bana "kuzucuklarım" dediğini. O öldüğünde 2 yaşındaymışım. Toprağı bol olsun.
Resmi buradan aldım.
Ama Münir Özkul'un beni sevmişliği bile var. Bir filmi çekerken çarşıda habersizce koşup setlerine daldığım ve çekimini bozduğum halde kucağına alıp sevmişti beni. Hiç unutmam:) Dilerim o çok daha uzun yaşar.
Bu resmi de buradan aldım.
Ne kadar güzel gülüyorlar değil mi:)
İş görüşmesi güzeldi. Ama anlaşamadık. Onların istedikleri günler ile benim boş günlerim uyuşmadı. Üzüldüm ben de biraz. İyi bir kurumdu, çalışmak isterdim. Üzüntümü geçirmek için de Murat Pastanesi'nde pasta yedim:) Dersane Mecidiyeköy'deydi de:)
Kendim için bir şeyler yapmaya, önce kendimi düşünmeye çalışınca bencillikle suçladılar. Olsun varsın. Benim içim rahat…
Yarın bir dersane ile –dergileri de olan iyi bi dersane-iş görüşmesine gidiyorum. İlk kez. Gerginim o yüzden. Ne giysem? Makyaj yapsam mı? Kaçta çıksam? İçimi sıkıntılar bastı.
Differensiyel denklemler çalıştım neredeyse 10 gün. Ama ne oldu? Sınav patladı… Bu akşam 19:00 itibariyle. Hocaya mail attım. Dedim ki hocam ben bu derse günü gününe çalıştım. Sınavdan 2 saat önce de millete anlattım “Power Series Solution” kısmını ama sınavda o soruyu yapamadım. Daha bi sürü yapamadım dedim. Üzüldü. Herkes dağıtmış sınavda. Hoca da Çin’deymiş gelicek bakalım görücez. Asistan haftasonuna kadar okuruz dedi.
Önümüzdeki haftaya teslim edilecek 2 ödevim, yapılacak 1 sunumum ve girilecek 2 tane de sınavım var.
Böyle işte…

Bugün Dünya AIDS Günü. Dünyada yaklaşık 39,5 milyon AIDS hastası ve HIV taşıyıcısı bulunuyor.
Bu Cumhuriyet gazetesinin arka sayfa manşeti bugün.
Bu hastalığın önüne geçebilmek için ücretsiz prezervatif dağıtmak, uyuşturucu kullananlara steril enjektörler dağıtmak gerekliymiş. Bu kampanyaları destekleyen ülkelerde AIDS’te azalma görülürken desteklemeyenlerde ise artış görülüyormuş.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2412 kayıtlı vaka ve taşıyıcı varmış. Bu sayı 1985 yılında ise sadece 1 AIDS ve 1 HIV taşıyıcısı şeklindeymiş.
Bir anlık bir zevk, bir ömür sürecek dertlere neden olmasın…




