29 Nisan 2009

...

Onlarca asker arkadaşım var benim...

Her şehit haberini içim acıyarak okur oldum.

Her isim listesini korkuyla tarar oldum.

Daha ne kadar sürecek bu?

28 Nisan 2009

Ben Ajda Pekkan'ı

Çok severim.


09-_Ajda_Pekkan_-_Can_Gidiyor.mp3 - Www.KlasTurk.Com;

27 Nisan 2009

Aşk Tutulması


Bence bir film, içinde kendisinden bir şeyler buluyorsak güzeldir.


Ben mesela, bu filmde çok şey buldum kendimden. Sarısından mıdır, lacivertinden midir, birden çalan F.D. şarkısından mıdır, içindeki İstanbul manzaralarından mıdır bilmem.


Tek bildiğim, şu anki karmaşıklığıma dokunan yerleri. Bir damla yaşla izlenen 5 dk.lık bir bölüm.


Gerisi de güzel, eğlencelik.



"İnsan aşkın etkisindeyken kendisiyle hayat arasına sevgilisi girer. Tıpkı güneş tutulmasında araya giren ay gibi. Buna da aşk tutulması denir."

23 Nisan 2009

Ben çocukken


İki iş birden yapmayı hayal ettim. Gündüzleri öğretmen olduğumu, gece de maçlarda gezen spor muhabiri olduğumu düşledim.

Depozitolu şişelerde kola içtim.

Susam Sokağı'ndan okuma yazma öğrendim.

İlkokulda, 2. teneffüste simit ve meyve suyu içerdim.

Tatillerde atarimizi kurar Super Mario oynardım.

Sokakta arkadaşlarımla ip atlar, "Kaymaaaak" diye bağıran dondurmacıdan dondurma alır, saatlerce sokaklarda bisiklete binerdim.

Tipitip sakız çiğner, bakkaldan külahla çekirdek alırdık.

Her pazar, Pazar94-95-96 diye giden programı izler, akşamları pazar banyosunu yapıp okul çantasını hazırladıktan sonra Bizimkiler izleyerek uyuyakalırdım.

Annem mutfakta yemek yaparken, tezgahın üzerine oturup çalıştığım Hayat Bilgisi dersini tekrar ederdim.

Her yaz, bahçedeki erik ağacının tepesine çıkıp erik toplar, mahalledeki çocuklara dağıtırdım.

Her kış, bahçeye dolan karlardan kardanadam yapar, burnuna havuç takardım.

Yazları her cumartesi DSİ'ye ya da Emirgan'a gider, hamburger ve patates kızartması yer, salıncaklarında sallanırdık.

Adam Olacak Çocuk'a katılmayı hayal ederdim.

Ben küçükken her 23 Nisan, "bayramdan geçerdim."

Mutlu bayramlar...

Küçük hanımlar! Küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız.Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.

M. K. Atatürk

20 Nisan 2009

Hadi bakalım

Geçen cuma tam 3 yıl olmuş ben blog yazmaya başlayalı.

3 yılda neler oldu yahu!

Nereden nereye...

18 Nisan 2009

Ben mesela


Bir yemek blogu yazarı olsaydım değişik tariflerden,



Gezi blogu yazsaydım gittiğim yeni yerlerden,




Ve kahveyi güzel yapan cafelerden,


Öğrenci olsaydım hazırlandığım sınavlardan,


Kitaplarla alakalı yazsaydım okuduklarımdan


bahsedebilirdim.


Bunların hepsini yapıyorum evet, ama alanımda uzman değilim.


Demek ki bu yüzden haftada bir yazı yazıyorum :)



I dont wanna miss a thing - Aerosmith - aerosmith

16 Nisan 2009

Bu şarkı da benden bana gelsin


Ozledim - Feridun Duzagac - 2008



Lastiklisozler bak vallahi benden bana, yanlış anlama sen e mi? Hadi öptüm bye :)

13 Nisan 2009

Bize bahar geldi


Papatya, originally uploaded by püstüklü mama.



Tek izin günüm evet.

Kışlıklar kaldırıldı, yorgan kaldırıldı, oda temizlendi, havalandırıldı, fazla masa atıldı, pencerenin önü boşaltıldı, kitaplar toplandı, yeni kitap siparişi verildi, kek için vişne ısmarlandı, yere minder atıldı, eski hatıralar ufak bir kutuya kondu, en sonunda odada keyif çayı içildi.

Evet, sonunda, bize bahar geldi!

12 Nisan 2009

Büyümek


Hiç beklemediğin bir zamanda, hiç beklemediğin bir yerde gerçekleşebiliyor. Ben büyümeyi, üniversiteden mezun olduğumda yaşıyorum sanmıştım. Yanılmışım.

Bir fotoğraf mesela... Hiç ummadığın bir anda, her şey yolunda gidiyor diye düşünürken karşına çıkan bir fotoğraf seni allak bullak edebiliyormuş.

Büyümek, en olmadık zamanda gelen gerçeği kabul etmekmiş.

Tek artısı, yanında olup sana sımsıkı sarılan, uzakta olup yüzünü görmeden içindeki fırtınaları hisseden dostlarmış.

Özlem yine de hissedilse de; şimdi güçlü kız olup gerçekleri kabullenme zamanıymış.

Yapımda ve yayında emeği geçenlere teşekkürler!

Ne demiş Can Dündar;

"Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim."

Ne küslük var, ne pişmanlık kalbimde...

11 Nisan 2009


Şablon değiştirme isteğim canımın sıkılmasıyla doğru orantılı!

EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!


CAN YÜCEL

Hiçbir şiir dokunmamıştı bu kadar şu kadarcık ömrümde!

06 Nisan 2009

Canım Cicim Obama



Şu anda halamın yapıp gönderdiği tiramisu eşliğinde Obama'yı izliyorum. Bir benzerini de seçim gecesi yapmıştım. Elimde çekirdekle Ankara'da elektriklerin gidip gelmesini izlemiştim televizyon karşısında.


Sabah ilk Anıtkabir'e gitmiş, sol eliyle yazmış, Atatürk'ün sözlerini kullanmış,...


Ne büyük olaymış yahu!

03 Nisan 2009

Uyku sayıklamaları


Saat sabahın 4'ü. Dağıtım iznine gelen kuzen, 9:30 uçağına yetişmek için 4'te buradan yola çıkacak. Maaile sabah vedalaşacağız. Tavşan uykusundayım o yüzden apartmandan gelen sesleri duyayım diye. Annemin ve babamın konuşmalarını duyuyorum. "İnecekler şimdi aşağıya" diyor annem babama. Tam uyanık değil de, yarı uyur yarı uyanık vaziyetteyim. Aklımdan geçenlere engel olamıyorum:

- Halamlardan bize inerken yatayda aldığımız yol 8 metre, düşeyde ise 6 metre. O halde halamlardan bize gelirken en kısa mesafe 10 metre.
Fotoğraf: Tık

01 Nisan 2009

Bugün



Gördüğüm bir şeyin şaka olmasını istedim. İnanamadım, inanmak istemedim. Konduramadım. Yakıştıramadım.

Ama doğruymuş. Şimdi bu gerçekliği kabul etmekle savaşıyorum.

Yatsak, kalksak hepsi geçse. Rüya olsa.

Olmaz mı?

Bugün, geride kalan hayatımın ilk günü. Ruhumu dinlendirmeye, huzur bulmaya ihtiyacım var bugün.

Nisan, seni severim biliyorsun. Sen de beni seversin. Ama bu kez, çok sever misin?

Tam da şu anda, erguvanların açtığı okulumda olmak istiyorum.

Özledim!