Daha 1 ay bile olmamış
büyümek üzerine oturup yazmışım ben. Şimdi bu kez
sen yazıyorsun. 1 ay önce senin bana verdiği akılları şimdi ben sana vermeye çalışıyorum. Zor biliyorum; çünkü ben seni dinlememiştim. İtiraf ediyorum, defalarca bir kulağımdan girdi diğerinden çıktı söylediklerin. Olmuyordu çünkü. Ne dersen de, ne dersem diyeyim, beynim ile kalbim örtüşmedi haftalarca. Sonra zaman her şeyin ilacı oldu. Sakinleştirdi. Hafifleştirdi. Şimdi her pazar nüksediyor biliyorsun. Ama daha öncesini hatırlasana? Her gün acı çekişimi. Her gün bana sarılıp şevkat gösterişini. Geçecek deyişini.
Ama geçmeyişini... Değmezmiş deyişlerini... Acabalarımızı? Herkesi kendimiz gibi sanışımızı. Her şeyin güzel olduğunu sanırken ben, tokat gibi yüzüme çarptı gerçekler, şahittin. Herkesi kendim gibi sandım ben, saf sandım, o kadar kurnaz olamaz sandım. (U)mutluydum, huzurluydum, sakindim. Sonra birdenbire değişti her şey. 3 gün içinde
Şimdi ben değilim artık o cümlelerin öznesi, sensin... Büyüyoruz biz ve büyürken canımızı acıtıyorlar.
Şimdi silkinip kendimize gelme zamanı. Gücünü kaybettiğinde branşını hatırla! En ukala branşın öğretmenleriyiz biz.
Güldün değil mi sonunda? Bunu yapmak istemiştim zaten :)
Ezginin Gunlugu - Veda -
Read more...